Gizemli Dualar

Canı Yanan için Beddua Duası

Kafirlerin, zalimlerin, fasıkların ve isyankar kimselerin ıslah olmaları için dua etmek gerektiği gibi, mü’minlerin daima iyiliği için dua etmek gerekir.

Mü’minlerin kötülüğü için asla dua edilemez. Mü’minler içinde zalim kimseler de vardır. Bu zalim mü’minlerin zulüm ettikleri kimselerin dahi zalimlere beddua etmesi doğru bir davranış değildir. Gerçi zulme uğrayan kimselerin yani mazlumların ettiği beddua kesin ve kati olarak kabul edileceği defalarca beyan ve rivayet edilmiştir. Böyle olmasına rağmen mazlumun zalim bir mü’mine beddua etmesi uygun değildir. Yapılacak en doğru davranış o zalim kimseyi Allahu Talaya havale etmektir. Zaten adil-i mutlak olan Allahu Tealaya her şey malumdur.

Ceziretu’l Arab’ta Necid denilen yüksek, havadar bir bölge vardır. Necid bölegesinde Ebu Berrai Amir isminde bir zat vardı. Medineye gelerek Allah Rasulunden (s.a.v.) Necid halkını dine davet etmek için, Kur’an-ı Kerim öğretmesi için bir cemaatin kendisiyle beraber gönderilmesini istemiştir. Allah Rasulu (s.a.v.) Necid halkının emin kimseler olmadığını söylemesi üzerine, Amir onların hayatlarını koruyacağına dair garanti vermiştir. Allah Rasulüde (s.a.v.) sahabelerdeki hafız kurralardan yetmiş sahabeyi Amirle beraber Necid’e göndermiştir.


Allah Rasulu (s.a.v.) bu yetmiş sahabeden birini diğerlerinin üzerine başkan seçti. Yazdığı mektubu bu başkan seçtiği sahabe ile Necid in reisine gönderdi.Sahabeler Bir-i Maune denilen bölgeye geldiklerinde, mektubu Necid reisine götürdüler. Mektubu getiren sahabe Necidlilerce şehit edildi. Ardından Bir-i Maune bölgesinde bekleyen diğer sahabeleri şehit ettiler. Sadece develerini gütmekte olan iki sahabe bu saldırıdan kurtuldular. Dönüp olanları Allah Rasulüne (s.a.v.) anlattılar.


İşte bu Necid halkının reisine Allah Rasulu (s.a.v.) kırk gün sabah namazından sonra beddua etmiştir. Duası kabul olunmuş ve Necid bölgesi feci şekilde helak olmuştur.

Allah Rasulünün (s.a.v.) Necid halkı için okuduğu dua;


“Leyse leke min’el emri şey’un ev yetube aleyhim ev yuazzibehum fe innehum zalimune”


Senin elinde emirden bir şey yok. Allah onların ya tevbesini kabul eder, yahut onları zalim oldukları için azablandırır.”

Allahu Teala bir ayet-i kerime ile;
“Habibim düşmanlarına hal ve hareketlerinden dolayı üzülme, müteessir olma, beddua etme. Çünkü Sen onların hallerinden sorumlu değilsin. Onların hakkında hikmet ne ise o olacaktır. Onların üzerine meydana gelecek her şey Allaha aittir. Sen sadece onları uyarmak için gönderilmiş bir peygambersin.”- Ali İmran 128.- buyrulmuştur.
Allah Rasulunü (s.a.v.) beddua etmekten men edilmesi bütün müslümanları ilgilendiren önemli bir husustur.

Bir hadis-i şerifte beddua hakkında Allah Rasulu (s.a.v.);
“Kendi kötülüklerinize, evlat ve mallarınızın kötülüklerine sakın beddua etmeyin. Duaların kabul olunacağı bir saate denk gelir de bedduanız kabul olunmuş olunur.” – Muslim, Cabir’den ra. rivayet edilmiştir.-
buyurarak ümmetini beddua etmekten sakındırmıştır.

Exit mobile version