Web sitemize hoşgeldiniz, 15 Ağustos 2022
Gizemli Dualar
Anasayfa » Gizemli Dualar » Cuma Gününün Faziletleri

Cuma Gününün Faziletleri

Cuma “toplamak, bir araya getirmek ve toplanılan gün” anlamında gelmektedir. Cuma günü biz Müslümanlar için haftanın en faziletli günü ve bayramıdır. 

PEYGAMBER EFENDİMİZ (s.a.v)’in CUMA GÜNÜ HAKKINDA ÖĞÜTLERİ

Peygamber Efendimiz ( s.a.v) Cuma günü için;

“Güneşin doğduğu en hayırlı gün, cuma günüdür. Âdem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve o gün cennetten çıkarıldı. Kıyamet de ancak cuma günü kopacaktır.” [ Müslim, Cum’a, 18.] ve

“Cuma sizin en faziletli günlerinizdendir.” [Ebû Dâvûd, Salât, 200, 201]

buyurması aslında cuma gününün ne şekilde algılandığına işaret etmekteydi. Cumayı bu kadar faziletli yapan en önemli unsurlar, şüphesiz cuma namazı ile namaz öncesindeki hutbedir. Peygamber Efendimiz Müslümanların cuma namazına mümkün olduğunca erken gelmelerini isterdi. Bununla ilgili olarak o şöyle buyurmuştur:

“Cuma günü olduğu zaman melekler mescidin kapısında durur, gelenleri öncelik sırasına göre yazarlar. En erken gelen (Allah için) bir deve bağışlayan kimse gibidir. (Ondan) sonraki bir sığır bağışlayan gibidir; sonraki bir koç, daha sonraki bir tavuk, en son gelen ise bir yumurta bağışlayan gibidir. İmam hutbeye çıkınca melekler (sevapları yazmayı bırakarak) sahifelerini dürüp zikri (hutbeyi) dinlemeye başlarlar.”[Buhârî, Cum’a, 31]

Peygamber Efendimiz (s.a.v), cuma günü temizlenip cuma namazı için camiye erkenden giden ve susup hutbeyi dinleyen kişiye, bu yolda attığı her bir adıma karşılık gündüzü oruç, gecesi ibadetle geçirilen bir yıllık sevap verileceğini söylemiştir.[ Tirmizî, Cum’a, 4]

Bu günde kendisi için çokça salavât getirilmesini tavsiye etmiş ve bu salavâtların kendisine ulaştırılacağını haber vermiştir. [Ebû Dâvûd, Vitr, 26]

Ayrıca, “Her kim gusleder, sonra cumaya gelip belirlenen namazı kılar, sonra hutbesini bitirinceye kadar sessizce (imamı) dinler, sonra onunla beraber namazını kılarsa, o cuma ile sonraki cuma arasındaki günahları ayrıca üç günlük günahları daha bağışlanır.” [Müslim, Cum’a, 26.] buyurmuştur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v ) Müslümanlardan, bu kıymetli günde cuma namazı için özel hazırlık yapmalarını istemiş ve şöyle buyurmuştur:

“Bulûğa ermiş olan herkesin cuma günü gusletmesi, misvak kullanması ve mümkün olduğu kadar koku sürünmesi gerekir.” [Müslim, Cum’a, 7]

Cuma Namazının Farz Olduğunu Bildiren Ayet ve Hadis

Cuma günü yerine getirilmesi gereken bir başka sorumluluk, cuma namazına katılmaktır. Gerek,

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.” [Cum’a, 62/9.] mealindeki âyet, gerekse  Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in

“Cuma namazına gitmek, bulûğa ermiş olan herkese farzdır.” [Nesâî, Cum’a, 2.]

Buyruğu  yetişkinlere bu sorumluluğu yüklemiştir.

Bundan dolayı Resûlullah, cuma namazını mazeret olmaksızın terk eden kişiye gücü yettiği ölçüde sadaka vermesini tavsiye etmiştir. [ Ebû Dâvûd, Salât, 204, 205]  Başka hadislerde ise zaruret olmaksızın [İbn Mâce, İkâmet, 93] yahut önemsemediğinden dolayı üç sefer cuma namazına katılmayanın kalbinin mühürleneceği uyarısı yapılmıştır.[ İbn Mâce, İkâmet, 93.]

Zira dinimizce bu derece önemsenen bir günü ve namazı ihmal edip ona katılmayan kişi, böyle yapmakla evvelden açık olan kalbini o mânevî atmosfere kapatmış ve cuma gününün hayır ve bereketinden mahrum olmuştur. Ama mazeret durumunda cuma namazına katılma zorunluluğu kalkmaktadır.

Cuma Hutbesinin Önemi ve Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Cuma Hutbesi Hakkında Öğütleri

Cuma’nın en önemli unsuru olan hutbenin ciddiye alınması ve sükûnetle dinlenmesi gerekiyordu. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in huzurunda yaşanan şu ilginç hâdise, bu konuda nasıl davranılması gerektiğinin de öğrenilmesine vesile olmuştu.

Câbir b. Abdullah’ın anlattığına göre;

Peygamber Efendimiz (s.a.v)  bir cuma günü hutbe okuyordu. Bu sırada Şam’dan bir kervan gelmişti. Bu kervandan yapılacak alışveriş sahâbe için önem arz etmekteydi. Dikkatleri dağılan ashâb, Hz. Peygamber’in konuşuyor olduğunu unutarak mescidi boşaltmışlardı. Hz. Peygamber ayakta hutbesine devam ederken mescitte sadece on iki kişi kalmıştı.[ Müslim, Cum’a, 36.] Bunun üzerine Resûlullah;

“Varlığım kendi elinde olan (Yüce Allah)a yemin olsun ki, şayet onların peşinden tümünüz gitseydiniz de burada hiç kimse kalmamış olsaydı, sizin için şu vadi ateş olup akardı.” Diyerek [İbn Hıbbân, Sahîh, XV, 299.] öfkesini ve üzüntüsünü belirtmiş; Cenâb-ı Allah da,

“Onlar bir ticaret veya eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona koştular ve seni ayakta bıraktılar. De ki: Allah’ın yanında bulunan (şey), eğlenceden ve ticaretten daha yararlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” [Cum’a, 62/11.] buyurarak Müslümanları uyarmıştı.

Bundan sonra Resûlullah (s.a.v) mescitte alışveriş yapılmasını, şiirlerin okunmasını, kayıp ilânı yapılmasını ve cuma günü namazdan önce çeşitli halkalar kurulmasını yasaklamıştı. [İbn Hanbel, II, 180.]

Ayrıca cuma namazıyla birlikte cuma hutbesi de  “Allah’ı zikir” [Buhârî, Cum’a, 4] kapsamına girdiğinden, Allah Resûlü hutbenin sessizce dinlenmesini istemiş ve hutbe esnasında yanında konuşan arkadaşını ikaz etmeyi bile hoş karşılamamıştı. [Buhârî, Cum’a, 36]

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Cuma Namazı Kıldırması

Hutbeden sonra iki rekât cuma namazı kılınırdı. [Nesâî, Cum’a, 37] Namaz, güneş tam tepeden batıya meylettiği zamanda kılınır, [Buhârî, Cum’a, 16.] henüz insanların sığınacakları bir gölge oluşmadan biterdi. [Buhârî, Meğâzî, 36] Bununla birlikte Hz. Peygamber (s.a.v)’in  soğuk zamanlarda cuma namazını erken kıldırıp, sıcak şiddetli olduğu zamanlarda da namazı serin vakte kadar ertelediği de olmuştu. [Buhârî, Cum’a, 17.] Peygamber Efendimiz namazda bazen Cum’a sûresi ile Münâfikûn’u [Müslim, Cum’a, 64.] bazen de A’lâ ve Gâşiye sûrelerini okurdu. [Müslim, Cum’a, 62] Resûlullah cuma günü ile ilgili olarak o gün, cuma namazı için kâmet getirilmesiyle başlayıp, namazın bittiği süre içerisinde yer alan [Tirmizî, Cum’a, 2] çok mübarek bir andan bahsetmiştir ki,

“…o anda Allah’tan bir şey dilerse Allah mutlaka ona o isteğini verir.” [Tirmizî, Cum’a, 2]

Söz konusu mübarek ânın ne zaman olduğuna dair farklı hadis rivayetleri bulunmaktadır. Bu rivayetlere cuma namazına önceden gelinmesini ve namazın beklenmesini de dâhil edersek, icabet ânının cuma namazı tamamlanıncaya kadarki sürede olması ihtimali daha fazladır, diyebiliriz. Bundan dolayı, hem namaz öncesinde ve sonrasında yapılacak dualarla, hem de namazda imamın okuyacağı dua âyetleri ve tahiyyatta okunacak dua âyetleriyle söz konusu ânı yakalama gayreti içinde olunmalıdır. Hatta gerek,

“Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (rızık) isteyin. Allah’ı çok zikredin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.” âyeti,[ Cum’a, 62/10.]

gerekse cumanın bu değerli ânının ikindiden sonra olduğunu ifade eden hadisler [Tirmizî, Cum’a, 2] dikkate alındığında, dil ve gönül —iş yaparken de olsa— Allah’ı zikretmeye, dua ve niyazda bulunmaya akşama kadar devam etmelidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) cuma gününü haftalık bayram olarak belirleyince o gün yapılması ve yapılmaması gereken işleri de düzenlemiştir.

“Sizden herhangi biriniz cumadan bir gün önce veya bir gün sonra da oruç tutmadıkça (sadece) cuma günü oruç tutmasın!” buyurarak, yapılmaması gerekeni açıklamıştı. [Buhârî, Savm, 63.]

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz