Web sitemize hoşgeldiniz, 11 Ağustos 2022
Gizemli Dualar
Anasayfa » Gizemli Dualar » Her Derde Deva; Kuran Eczanesinin Aspirinleri “ihlas, Felak ve Nas sureleri”

Her Derde Deva; Kuran Eczanesinin Aspirinleri “ihlas, Felak ve Nas sureleri”

Her Derde Deva; Kuran Eczanesinin Aspirinleri “ihlas, Felak ve Nas sureleri”   

İHLAS SURESİ 

Okunuşu
Bismillahirrahmânirrahîm.
1- Kul hüvellâhü ehad
2- Allâhüssamed
3- Lem yelid ve lem yûled
4- Ve lem yekün lehû küfüven ehad

Anlamı
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle.
1- De ki; O Allah bir tektir.
2- Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir).
3- Doğurmadı ve doğurulmadı
4- O ‘na bir denk de olmadı.

FELAK SURESİ 

Okunuşu
Bismillahirrahmânirrahîm.
1- Kul e’ûzü birabbil felak
2- Min şerri mâ halak
3- Ve min şerri ğasikın izâ vekab
4- Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad
5- Ve min şerri hâsidin izâ hased

Anlamı
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle.
1- De ki: “Sığınırım o sabahın Rabbine,
2- Yarattığı şeylerin şerrinden,
3- Karanlığı çöküp bastırdığında bir gecenin şerrinden,
4- o düğümlere üfleyen üfürükçülerin şerrinden
5- ve kıskançlık gösterdiğinde bir kıskancın şerrinden!”

NAS SURESİ 

Okunuşu
Bismillahirrahmânirrahîm.
1- Kul e’ûzü birabbinnâs
2- Melikinnâs
3- İlâhinnâs
4- Min şerrilvesvâsilhannâs
5- Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi
6- Minelcinneti vennâs

Anlamı
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle.
1- De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,
2- İnsanların hükümdârına,
3- İnsanların ilâhına,
4- O sinsi vesvesecinin şerrinden.
5- O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar.
6- Gerek cinlerden, gerek insanlardan.

Kişinin Allah’a sığınması, iman ve ibadet konusundaki titizliği ile, büyünün tesir etmesinde etkili olan şeytanın insana yaptığı telkinlere kulak asmaması, şeytanın insanlar üzerindeki etkisini azaltır ve büyünün tesirinden de korunmuş olur. Çünkü şeytanın yaptığı, sadece telkin yoluyla korkutmak, şüpheye düşürmek, vesvese vermekten ve temelsiz kuruntulardan, neticesi olmayan vaatlerden başka bir şey değildir. Nitekim, Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurulur:

“(Şeytan) onlara söz verir ve onları ümitlendirir; halbuki şeytanın onlara söz vermesi, aldatmacadan başka bir şey değildir.” (Nisa, 4/120)

NAS SURESİ’NİN KARANLIK GÜÇLERE VE BÜYÜYE KARŞI OKUNMASI 

“De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,
İnsanların hükümdarına, insanların ilahına,
O sinsi vesvesecilerin şerrinden.
O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar.
Gerek cinlerden, gerek insanlardan.”
(Nas, 114/1-6.)

Gerek görünüp bilinen, gerekse görünüp bilinmeyen gizli düşmanlarımıza karşı okunan ve kendisiyle Allah’a sığınılan dua makamında bulunan ve “Muavvizat” (Allah’a sığınmayı gösterenler) denilen, Kur’ân-ı Kerim’in son üç suresi, yaniİhlas, Felâk ve Nassureleri, her derde deva niteliğindedir ve (deyim yerindeyse) bu üç sure, Kur’ân eczanesinin aspirinleridir. Bu sebeple, bunlarla Allah’a sığınmalı ve gecenin karanlığından, şeytanların, cinlerin, büyücülerin, vesvesecilerin şerrinden bunlarla korunmalıdır.

Malumdur ki, büyünün tesir etmesi, kişinin içinde bulunduğu psikolojik durumlarla, karamsarlık, evham ve şüphelerle de yakından ilgilidir. Felâk ve Nas Sûresi’nde ise bu noktalara işaretle, normal durumlarda olduğu gibi, insanın başına böyle bir hal geldiğinde de yine sadece Allah’a sığınması istenmektedir. Nitekim, Kur’ân-ı Kerim’de,

“Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar.” (En’am, 6/112.) buyuruluyor.

Mealini verdiğimiz, bu ayete göre; insanın her türlü tehlikeye açık olduğu, cinlerden ve insanlardan olan düşmanlarının, gerek muhatap olduğu yaldızlı ve sihirli sözlerle, gerekse kitaplara dökülen ve asıl niyetlerinin ne olduğu bilinmeyen kurgu dolu yazılarla rahatça kandırılabileceğini görmekteyiz. Bütün bunlara karşı da, dinlediği kimseyi Allah adına dinlemesi ve işine O’nun adıyla, Euzü-Besmele ile başlaması gerekliğini, okuduğu kitapları da hak namına okuyup, hakikate dair mesajlar almak kaydıyla ve yine Euzü-Besmeleçekerek okuması gerektiğini anlıyoruz. Çünkü şeytan, Allah namına başlanılıp bitirilen işlerde çok rahat parmak oynatamaz. Büyücülerin ve insanı kandırmak amacı güden bir kısım edebiyatçı ve felsefecinin kötü niyetleri de ancak bu yolla akim kalır. Yoksa bunların bu yollarla insanları aldatması, okuyucularını veya dinleyicilerini konunun ritmine kaptırıp büyülemeleri mümkündür. Zaten sapıtanların çoğu da böyle saptırılmaktadır. İşte, buna binaen, bu üç surede, önce İhlas Sûresi ile “Tevhid İnancı” telkin edilerek başlanması, Felâk ve Nâs Sûresi ile de Allah’a sığınılması istenmektedir.

Nitekim, Hamdi Yazır, bu sureyi genişçe tefsir etmiş ve bu surenin tefsirini yaparken Kurtubi’nin Ebu Zer’den naklettiği ilginç bir hadis-i şerifi de nakletmiştir. Ki, bu hadiste Hz. Peygamber (a.s.m.), “insan şeytanlarına” dikkat çekerek şöyle buyurmuştur:

“Sen insan şeytanından Allah’a sığındın mı?” (Hak Dini Kuran Dili, X/191)

Kısacası, günlük hayatımızda dua ve ibadetlerimize dikkat eder, dualarla Allah’a sığınır ve gerektiği gibi yakın olursak, O’nun himayesine girer, büyüden ve büyüyü uygulayabilecek büyücülerden, habis ruhlardan korunmuş oluruz.

Bu çalışmayı yaptığım sırada, daha önceleri de merak ettiğim bir medyumla tanıştım. Arkadaşlarımın da ısrarıyla, bana bir bakmasını istemiştim. Suya baktı, cinlerini çağırdı ve onlara, bende büyü olup olmadığını sordu. Sonra, birkaç defa bir suya bir de bana baktı ve “Ne ile korunuyorsun?” diye sordu. Ben de “Nasıl yani?” diye karşılık verince, merakla, “Her gün ne okuyorsun?” dedi. Bunun üzerine, “Ne oldu ki?” deyince, bana, “Size pek çok kere büyü yapılmış ama tutturamamışlar. Eğer bunları özel bir dua ile korunmayan, normal bir insana yapmış olsalardı, şimdiye çoktan işi biterdi!” dedi. Ben de her gün mutlaka Cevşen’ül-Kebir okuduğumu ve namazlardan sonra da sünnete uygun dua ve tesbihatlarımı yaptığımı söyledim.

Bu durumda, tedavi olmak için, habis ruhlarla ilişki kurup yanlış işler de yaptığını bildiğimiz büyücüler yerine, doktorlara ve tıbba müracaat etmek gerekir. Dua ile yapılacak tedavilerde de, Resulullah’ın (a.s.m.) tavsiye ettiği dualara, ayrıca, Kur’ân’dan örneklerini verdiğimiz dualara başvurmak gerekir. Efendimizin (a.s.m.) kendisinin de yaptığı, Hz. Âişe’den (r.a.) rivayet edilen şu tavsiyeye uymak da en doğru davranış olur;

“Hz. Peygamber (a.s.m.), yatağına girdiği zaman, ellerine üfleyip Muavvizeteyn’i ( Felak ve Nas sureleri) ve Kul Hüvallahu Ehad’i okur, ellerini, yüzüne ve vücuduna sürer, bunu da üç kere tekrar ederdi. Hastalandığı zaman, aynı şeyi kendisine yapmamı emrederdi.” (Buhari, Fedail-ul Kur’an, 14, Tıbb, 39)

Hz. Peygamber (a.s.m.), hastaları, tedavi etmek için büyücülere göndermemiştir. Ya tıbba havale edip hekimlere göndermiş, ya da Kur’ân ve sünnet eczahanesine göndermiştir. Böylece evrensel şifalardan faydalanmasını istemiştir. Hem zaten Yüce Allah, Kur’ân’ın, müminler için bir “rahmet ve bir şifa olduğunu bildirmiş” (İsra, 17/82), manevi dertlerimiz için başvuru kaynağı olarak da Kur’ân’ı göstermiştir.

sorularla islamiyet alıntıdır…

 

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz