Web sitemize hoşgeldiniz, 25 Mayıs 2022

Nimete Kavuşunca Okunacak Şükür Duaları

Sponsor Reklam
Nimete Kavuşunca Okunacak Şükür Duaları

Nimete kavuşunca şükretmek, musibetle karşılaşınca
sabretmek, her hâlükârda Allah’a hamd etmek mü’minin
temel görevidir. Çünkü Allah, şükredenlere, nimetini artıracağını
ve onları bağışlayacağını bildirmiştir. (İbrahim, 14/7)


“Hamd”, Allah’ı övmek, her türlü nimet, iyilik ve
güzelliğin Allah’a ait olduğunu itiraf etmek ve bunu
dile getirmektir. Allah’a hamd etmeyi en güzel ifade
eden el-hamdülillah cümlesidir.

Bu cümle, Kur’ân’da “Elhamdülillâh (her türlü övgü Allah’a mahsustur)” şeklinde
yirmi üç yerde, “Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemin (âlemlerin
Rabbi olan Allah’a hamdolsun)” şeklinde yedi yerde geçmektedir.
Peygamberimiz (s.a.s.)’in her hâl ve şartta Allah’a
hamd ve şükrettiği bilinen bir husustur. Çünkü en faziletli
dua Elhamdülillâh diyerek yapılan duadır. Peygamberimiz
(s.a.s.) şöyle buyurmuştur:


أَفْضَلُ الذِّكْرِ لَا إِلٰهَ إِلٰاّ الٰهّلُ وَأَفْضَلُ الدُّعَاءِ اَلْحَمْدُ ل


“En faziletli zikir, ‘Lâ ilâhe illâllah’ diyerek yapılan zikirdir.
En faziletli dua ise ‘Elhamdü lillâh’ demektir.” (Tirmizî,
De’avât, 9)
Bir duasında Peygamberimiz (s.a.s.), Allah’a şöyle
hamd etmiştir:


اَللّٰهُمَّ إِنّ۪ى أَسْأَلُكَ الثَّبَاتَ فِي الْأَمْرِ وَ أَسْأَلُكَ عَزي۪مَةَ الرُّشْدِ وَأَسْأَلُكَ شُكْرَ
نِعْمَتِكَ وَحُسْنَ عِبَادَتِكَ وَأَسْأَلُكَ لِسَانًا صَادِقًا وَقَلْبًا سَلي۪مًا وَأَعُوذُ بِكَ
مِنْ شَرِّ مَا تَعْلَمُ وَأَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا تَعْلَمُ وَأَسْتَغْفِرُكَ مِمَّا تَعْلَمُ إِنَّكَ أَنْتَ
عَلٰاّمُ الْغُيُوبِ


Okunuşu: “Allâhümme innî es’elüke’s-sebâte fi’l-emri,
ve es’elüke ‘azîmete’r-ruşdi.
Ve es’elüke şükra ni’metike ve husne ‘ıbâdetike.
Ve es’elüke lisânen sâdikan ve kalben selîmâ.
Ve e’ûzü bike min şerri mâ ta’lemü ve es’elüke min
hayri mâ ta’lemü. Ve esteğfiruke mimmâ ta’lemü. İnneke ente ‘allâmü’lğuyûb.”


Anlamı: “Allah’ım! Senden dinde sebat etmeyi istiyorum
ve doğruluğa da azmetmeyi istiyorum.
Nimetine şükretmeyi ve sana güzel ibadette bulunmayı
istiyorum.
Doğruyu konuşan bir dil, eğriliklerden uzak bir kalp istiyorum.
Senin bildiğin her çeşit şerden sana sığınıyorum. Bildiğin
bütün hayırları senden istiyorum.
Bildiğin günahlardan sana istiğfar ediyorum. Şüphesiz ki
gaybı en iyi sen bilirsin.” (Tirmizî, De’avât, 23)
Allah’ın verdiği sayısız nimetlere (İbrahim, 14/34) hamd
ve şükredebilmek için Allah’a hakkıyla kulluk etmek gerekir.
Peygamberimiz (s.a.s.), geceleri ayakları şişinceye kadar
namaz kılardı. Kendisine; “Allah, senin geçmiş ve gelecek
günahlarını affetti (niye kendini bu kadar yoruyorsun)”
denildiğinde;


أَفَلاَ أَكُونُ عَبْدًا شَكُورًا


“Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?” cevabını vermiştir.
(Buhârî, Teheccüd, 6; Tefsir-Fetih, 324; Nesâî, Kıyamü’l-Leyl, 17)
Sözle Elhamdülillah diyen Allah’a şükretmiş olur. Fiilî
şükür ise, Allah’ın verdiği nimetlerin cinsinden Allah’ın
kullarını da yararlandırmaktır. Meselâ ilmin şükrü, ilmini
başkalarına öğretmek, malın-paranın şükrü, muhtaçlara
ve hayır kurumlarına yardım etmektir. İyilik edene teşekkür etmek de o nimete şükretmek
sayılır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s.), insanlara teşekkürü,
Allah’a şükürle eş değerde zikretmiştir:


منَ لا يشَْكرُ اِلنَّاسَ لا يشَْكرُ اِللّٰه تََعَالَى


“Halka teşekkürde bulunmayan Allah’a da şükretmez.”
(Tirmizî, Birr, 35; Ebû Davud, Edeb, 12)
Peygamberimiz (s.a.s.)’in terbiyesinde hayat bulan
sahabe de O’nun ahlâkını aynen yaşatmışlardır. Rivayete
göre bir gün Hz. Ömer (r.a.), oğlu Abdullah’ı Hz. Âişe
(r.a.)’ye göndererek Peygamberimiz (s.a.s.)’in kabri yanına
defnedilmek için izin vermesini istedi. Abdullah, durumu
Hz. Âişe’ye arz ettikten sonra olumlu haberi duyan Hz.
Ömer;


اَلْحَمْدُ مَا كَانَ شَيْءٌ أَهَمَّ إِلَيَّ مِنْ ذٰالِكَ


“Allah’a hamd olsun! Bundan daha önemli bir şey olamaz
benim için, dedi.” (Buhârî, Cenaiz, 94)
∗ Sahabeden Üsâme b. Zeyd (r.a.), Peygamberimiz
(s.a.s.)’in, şöyle dediğini rivayet etmiştir:
“Kendine bir iyilik yapılan kişi, o iyiliği yapana;
‘Cezâke’llâhü hayrâ (Allah, senin mükâfatını bolca versin)
derse, en güzel övgüyü yerine getirmiş olur.” (Tirmizî, Birr, 87)
Bir nimete kavuşunca veya beklenen güzel bir haberi
duyunca, Allah’a hamd ile dua edilmelidir. Bu, “elhamdülillah”
diyerek yerine getirildiği gibi, “Allah’ım sana
hamd olsun, sana şükürler olsun!”, insanlara karşı ise; “Allah
senden razı olsun, Allah sana mükâfatını versin…” gibi dua lar yapmak ve teşekkür etmekle de yerine getirilir.

duaile…

Etiketler:

sponsor reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz