Web sitemize hoşgeldiniz, 08 Aralık 2019

Sıkıntılı ve Dara Düşülen Zamanlarda Okunacak Dualar

Sıkıntılı ve Dara Düşülen Zamanlarda Okunacak Dualar

Sahabeden Abdullah ibn Abbas (r.a.) diyor ki; Peygamberimiz
(s.a.s.) sıkıntılı zamanlarda şöyle dua ederdi:


لَا إِلٰهَ إِلاَّ الٰهّلُ الْعَظي۪مُ الْحَلي۪مُ لَا إِلٰهَ إِلاَّ الٰهّلُ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظي۪مُ لَا إِلٰهَ
إِلاَّ الٰهّلُ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَرَبُّ الْأَرْضِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْكَري۪مُ


Okunuşu: “Lâ ilâhe illâllâhül-‘azîmül-halîm.
Lâ ilâhe illâllâhü Rabbül-‘arşil-‘azîm.
Lâ ilâhe illâllâhü Rabbü’s-semâvâti ve Rabbül-ardi ve
Rabbül-‘arşil-kerîm.”

Anlamı: “Büyük ve halim olan Allah’tan başka ilâh yoktur.
Yüce Arş’ın sahibi Allah’tan başka ilâh yoktur. Göklerin,
yerin ve kıymetli Arş’ın Rabbi olan Allah’tan başka ilâh yoktur.”
(Buhârî, De’avât, 26; Tirmizî, De’avât, 40)


∗ Sahabeden Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a) der ki; Peygamberimiz
(s.a.s.)’in şöyle dediğini duydum:
“Ben bir kelime biliyorum ki, kim onu söylerse mutlaka aydınlığa
çıkar. O da kardeşim Yunus’un şu duasıdır.


فَنَادٰى فِي الظُّلُمَاتِ أَنْ لاَ إِلٰهَ إِلاَّ أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنّ۪ي كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪نيَ


Okunuşu: “Fe nâdâ fiz-zulümâti en lâ ilâhe illâ ente
sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn.”

Anlamı: “Karanlıklarda (balığın karnında, denizin
derinliklerinde, gecenin karanlığında) Yunus şöyle dedi:
Allah’ım! Senden başka ilâh yoktur, seni her çeşit kusurlardan
tenzih ederim. Ben nefsime zulmedenlerdenim.” (Enbiyâ, 21/87)


Peygamberimiz (s.a.s.) sözlerine devamla; “Bununla
dua edip de Allah’tan karşılığını görmeyen hiçbir Müslüman
yoktur”, buyurmuştur. (Tirmizî, De’avât, 85)


* Sahabeden Ebû Said el-Hudrî (r.a.) anlatıyor:
Resûlullah (s.a.s.) bir gün Mescid’e girdi. Orada Ensâr’dan
Ebû Ümâme (r.a.) ile karşılaştı. Ona; “Ey Ebû Ümâme! Niçin
seni namaz vakti dışında Mescid’de oturmuş görüyorum?”
diye sordu. O da; “Peşimi bırakmayan sıkıntı ve borçlar sebebiyle
ey Allah’ın Resûlü!” diye cevap verdi. Bunun üzerine
Peygamberimiz (s.a.s.); “Sana bazı dualar öğreteyim mi?
Bunları okursan, Allah senden sıkıntını giderir ve borcunu
ödersin.”dedi. “Evet, ey Allah’ın Resûlü! Öğret!” dedim. “Öyleyse,
akşama çıktın mı sabaha erdin mi şu duayı oku” dedi.


اَللّٰهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحُزْنِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ وَأَعُوذُ
بِكَ مِنَ الْجُبْنِ وَالْبُخْلِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ غَلَبَةِالدَّيْنِ وَقَهْرِ الرِّجَالِ
Okunuşu: “Allâhümme innî e’ûzü bike minel-hemmi
vel-hüzni.
Ve e’ûzü bike minel-‘aczi vel-keseli.
Ve e’ûzü bike minel-cübni vel-buhli.
Ve e’ûzü bike min ğalebetid-deyni ve kahrir-ricâli.”


Anlamı: “Allah’ım! Üzüntüden ve kederden sana sığınırım. Acizlikten ve tembellikten sana sığınırım. Korkaklıktan
ve cimrilikten sana sığınırım. Borcun beni alt etmesinden ve
insanların kahrından sana sığınırım.”


* Sahabeden Ebû Ümâme; “Ben bu duayı yaptım, Allah
benden tasa ve sıkıntımı giderdi, borcumu ödemede kolaylık
ihsan etti.” demiştir. (Buhârî, De’avât, 35, 39; Ebû Dâvud, Salât, 367)


* Sahabeden Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah
(s.a.s.)’ı bir şey üzecek olsa şu duayı okurdu:


يَا حَىُّ يَا قَيُّومُ بِرَحْمَتِكَ أَسْتَغي۪ثُ يَاذَا الْجَلاَلِ وَالْاِكْرَامِ
Okunuşu: “Yâ Hayyü yâ Kayyûm! Bi rahmetike
esteğîsü yâ zel-celâli vel-ikrâm.”

Anlamı: “Ey diri olan, ey Kayyûm olan Rabbim! Rahmetin
adına yardımını talep ediyorum, ey celal ve ikram sahibi
(Allah’ım!)” (Tirmizî, De’avât, 99; Hâkim, Dua, 1, 509)


Yukarıdaki rivayetin ikinci kısmı, Resûlullah’ın dua
adabıyla ilgili bir tavsiyesini içermektedir. Buna göre: “Ey
celâl ve ikram sahibi Allah’ım! Duamı kabul et!” şeklindeki
yakarış, Yüce Peygamberimiz (s.a.s.)’in sıkça söylediği ve
bizim de her zaman söylememizi istediği bir duadır.


∗ Sahabeden Abdullah ibn Mes’ud (r.a.) demiştir ki;
Kimin sıkıntısı artarsa şu duayı okusun:


اَللّٰهُمَّ إِنّ۪ى عَبْدُكَ وَابْنُ عَبْدِكَ وَابْنُ أَمَتِكَ وَفِي قَبْضَتِكَ نَاصِيَت۪ى بِيَدِكَ
مَاضٍ فِيَّ حُكْمُكَ عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ هُوَ لَكَ سَمَّيْتَ بِهِ
نَفْسَكَ أَوْ أَنْزَلْتَهُ فِي كِتَابِكَ أَوِ اسْتَأْثَرْتَ بِهِ فِي مَكْنُونِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ أَنْ
تَجْعَلَ الْقُرْاٰنَ رَبي۪عَ قَلْب۪ي وَجَ ءَالَ هَمّ۪ى وَغَمّ۪ى
Okunuşu: “Allâhümme innî ‘abdüke, vebnü ‘abdi-ke,
vebnü emetike.
Ve fî kabdatike. Nâsiyetî bi yedike. Mâdin fiyye hukmüke.
‘Adlün fiyye kadâüke.
Es’elüke bi küllismin hüve leke semmeyte bihî nefseke.
Ev enzeltehû fî kitâbike. Ev iste’serte bihî fi meknûnilğaybi
‘ındeke en tec’alel-Kur’âne rebî’a kalbî ve celâe
hemmî ve ğammî.”

Anlamı: “Allah’ım! Ben senin kulunum, kulunun oğluyum,
senin kudretinin altındayım, varlığım senin elindedir.
Hakkımdaki hükmün geçerlidir. Hakkımda verdiğin hüküm
adaletlidir.
Kendine verdiğin veya kitabında indirdiğin ya da senin
katında bulunan gayb hazinesinden seçtiğin isminle Senden
Kur’ân’ı kalbimin baharı yapmanı, sıkıntı ve kederlerimin
giderilmesini dilerim.”
Bu duayı okuyan her kulun gam ve sıkıntısını Allah
gidermiş, yerine ferahlık vermiştir.” (Ahmed b. Hanbel, 1/391, 452;
Hâkim, 1, 509)


Kur’ân’ı, kalbin baharı kılmasını istemek, kalbin hoşlanacağı,
ferahlık duyacağı, zevkle okuyacağı şey kılmasını
istemektir. Zira kalp, baharda ferahlar, o mevsimden
memnun kalır, ondan ayrılmak istemez.
Hz. Ebû Bekir (r.a.), Peygamberimiz (s.a.s.)’in, sıkıntıya
düşenlerin şöyle dua etmelerini tavsiye ettiğini bildirmiştir:

اَللّٰهُمَّ رَحْمَتَكَ أَرْجُو فَلاَ تَكِلْن۪ي إِلىَ نَفْس۪ي طَرْفَةَ عَ وَأَصْلِحْ ل۪ي
شَأْن۪ي كُلَّهُ لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ
Okunuşu: “Allâhümme rahmeteke ercû, felâ tekilnî ilâ
nefsî tarfete ‘aynin. Ve aslih lî şe’nî küllehû. Lâ ilâhe illâ
ente.”

Anlamı: “Allah’ım! Rahmetini umarım. Beni göz açıp
yumacak kadar da olsa nefsime bırakma. Bütün işlerimi düzelt.
Senden başka ilâh yoktur.” (Ebû Davud, Edeb, 110)


* Sahabeden Abdullah b. Cafer (r.a.), Hz. Ali (r.a.)’nin
şöyle dediğini rivayet eder: Peygamberimiz (s.a.s.), bana şu
kelimeleri öğretti ve başıma bir sıkıntı ya da zorluk geldiği
zaman bunları okumamı emretti:


لاَ إِلٰهَ إِلَّا الٰهّلُ الْكَر۪يمُ الْعَظ۪يمُ سُبْحَانَهُ تَبَارَكَ الٰهّلُ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ
اَلْحَمْدُ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Okunuşu: “Lâ ilâhe illâllâhü’l-kerîmül-‘azîmü.
Sübhânehû tebâreke’llâhü Rabbül-‘arşi’l-‘azîm.
Elhamdü lillâhi Rabbi’l-‘âlemîn.”

Anlamı: “Kerem sahibi ve ulu olan Allah’tan başka ilâh yoktur.
O’nu her türlü eksiklikten tenzih ederim. O, ulu Arş’ın Rabbidir.
Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun.” (Ahmed b. Hanbel, 1, 94)

duaile… dualarınız kabul olur inşallah…

Etiketler:

sponsor reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz