Üç Ayların Başlangıcı, Yapılacak ibadetler ve Önemi

Üç Ayların Başlangıcı, Yapılacak ibadetler ve Önemi 

Üç Ayların Başlangıcı, Yapılacak ibadetler ve Önemi
Üç Ayların Başlangıcı, Yapılacak ibadetler ve Önemi

Tüm Müslümanlar için önemli gün ve geceleri içinde barındıran Üç Aylar, 18 Mart 2018 Pazartesi günü başlıyor. İçerisinde üç mübarek ay olan Recep, Şaban ve Ramazan-ı Şerif bulunduran Üç Aylar’da ayrıca Regaib, Miraç, Berat ve Kadir geceleri gibi İslam dinince önemli kabul edilen gün ve geceler bulunuyor.

2018 ÜÇ AYLAR TAKVİMİ

​HİCRİ TARİHLER MİLADİ TARİHLER
GÜN AY YIL GÜN AY-YIL HAF.GÜN DİNİ GÜNLER
1 RECEB 1439 19 MART-2018 PAZARTESİ ÜÇ AYLARIN BAŞLANGICI
4 RECEB 1439 22 MART-2018 PERŞEMBE REGAİB KANDİLİ
26 RECEB 1439 13 NİSAN-2018 CUMA MİRAC KANDİLİ
1 ŞABAN 1439 17 NİSAN-2018 SALI ………..
14 ŞABAN 1439 30 NİSAN-2018 PAZARTESİ BERAT KANDİLİ
1 RAMAZAN 1439 16 MAYIS-2018 ÇARŞAMBA RAMAZAN BAŞLANGICI
26 RAMAZAN 1439 10 HAZİRAN-2018 PAZAR KADİR GECESİ
30 RAMAZAN 1439 14 HAZİRAN-2018 PERŞEMBE AREFE
1 ŞEVVAL 1439 15 HAZİRAN-2018 CUMA RAMAZAN BAYRAMI (1.Gün)

ÜÇ AYLAR’DA HANGİ İBADETLER YAPILMALI? 

Üç Aylar, dua ve tövbelerimizin kabul edilme ümidini daha fazla hissedeceğimiz aylardır. Recep Ayı ile başlayan, Şaban ile devam eden ve Ramazan Ayı ile sona eren Üç Aylar’ı dualarla ibadetlerle geçirmek çok önemlidir.

Kur’an-ı Kerim okunmalı, okuyanlar dinlenmeli, uygun mekânlarda Kur’an ziyafetleri verilmeli, Kelamullah’a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.

Peygamber Efendimize (s.a.s.) salât ve selâmlar getirilmeli, O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.

Tefekkürde bulunulmalı, “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah’ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.

Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı, gönüller alınmalı, kederli yüzler güldürülmeli.

Günahlara samimi olarak tövbe ve istiğfar edilmeli, idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamette bulunulmalı.

Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı, vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.

Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.

Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli, iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.

Hayattaki manevî büyüklerimizin, hocalarımızın, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, mesaj yahut e-mail çekerek tebrik edilmeli, duaları istenmeli.

Başta bütün insanlık olmak üzere kendimize ve sevdiklerimize mümkün mertebe ismen dualar etmeli.

ÜÇ AYLARIN ÖNEMİ 

Üç Aylar, Rahmân olan Allah’ın rahmetinin sağnak sağnak yağdığı aylardır.

Diğer vakitlerde ibadete on sevap veriliyorsa, Receb, Şaban ve Ramazan aylarında ihlâs ve samimiyete bağlı olarak kat kat daha fazla sevap verilir.

Üç Aylar, yılda bir defa gelen ve ahiret ticaretinin yapıldığı mümtaz aylardır. Bereket ve feyzinden İstifade etmesini bilenler, bu aylardan büyük kazançlar elde ederler. Bu bakımdan üç ayların kıymeti pek büyüktür. Ahiret sermayesinin artmasına vesile olan kudsî aylardır.

Bu eşsiz aylarda ahirete yönelik amelleri diğer vakitlere nispeten daha fazla çoğaltmak gerekir. Bu aylarda daha fazla Kur’ân-ı Kerîm okumak, ilme daha fazla yönelmek, ibadet ve tefekküre ve İslâmî hizmetlere daha fazla vakit ayırmak Mü’min’ler için kaçınılmaz bir fırsat olmalıdır.

İşte bu sebeple üç ayların ve üç aylar içerisinde bulunan mübarek gecelerin büyük bir sevinç ve coşkunlukla ihya edilmesi büyük önem arz etmektedir. Buna mukabil olarak da bu ayların fazilet ve bereketinden mahrum kalan kimseler ise büyük hayırlardan mahrum kalmış demektir. Müslümanların uyanık davranıp bu ayları ganimet bilmesi, bir ânını bile gaflet içerisinde geçirmemesi gerekir.

Nebî (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Recep ayı girdiği zaman:

“Allah’ım Recep ve Şaban’ı bize mübarek eyle ve Ramazan ayını da bize mübarek eyle (Ramazan’a kavuştur)” diye dua etmişlerdir. (AhmedibnüHanbel, el-Müsned, 1/259)

ÜÇ AYLAR ORUCU NEDİR, NE ZAMAN TUTULUR? 

Halk arasında Üç Aylar diye bilinen Recep, Şaban ve Ramazan ayları mübarek aylardır. Nitekim Hz. Peygamber, Recep ayı girdiğinde “Allah’ım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” diye dua etmiştir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 259)

Yine Peygamber Efendimiz buyuruyor:

“Recep Allah’ın ayı, Şaban Ben’im ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.” (Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, I, 423)

ÜÇ AYLAR ORUCU KAÇ GÜN TUTULUR?

Ramazan ayında oruç tutmak farzdır. (Bakara, 2/184-185) Recep ve Şaban aylarında ise; Hz. Peygamberin diğer aylara oranla daha fazla nafile oruç tuttuğu, ancak Ramazan’ın dışında hiçbir ayın tamamını oruçlu geçirmediği hadis kaynaklarında yer almaktadır. (Buhârî, Savm, 52-53; Müslim, Sıyâm, 173-79) Bu itibarla, Recep ve Şaban aylarının aralıksız olarak oruçlu geçirilmesinin dinî bir dayanağı yoktur. Kişi, sağlığı müsait olup güç yetirdiği takdirde bu aylarda dilediği kadar nafile oruç tutabilir.

PAZARTESİ VE PERŞEMBE GÜNÜ ORUÇ TUTMAK SÜNNET MİDİR?

Ebû Katâde (r.a.) şöyle dedi:

Peygamber Efendimiz’e pazartesi günü oruç tutmanın fazileti soruldu. O da şöyle buyurdu:

“O gün, benim doğduğum, Peygamber olduğum (veya bana vahiy geldiği) gündür.” (Müslim, Siyam 197, 198)

PAZARTESİ VE PERŞEMBE ORUCUNUN FAZİLETİ

Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurdu:

“Pazartesi ve perşembe günleri ameller (Allah’a) arz olunur. Ben, oruçluyken amellerimin arz olunmasını isterim.” (Tirmizî, Savm 44)

AYIN ON ÜÇÜ İLE ON BEŞİ ARASI ORUÇ TUTULUR

Ebû Zer’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurdu:

“(Ey Ebû Zer!) Ayda üç gün oruç tutacağın zaman, on üç, on dört ve on beşinci günleri tut.” (Tirmizî, Savm 54)

ÜÇ AYLAR’DA YAPILACAK DUA VE İBADETLER

Üç mübarek ay olan Recep, Şaban ve Ramazan-ı Şerif bulunduran Üç Aylar’da ayrıca Regaib, Miraç, Berat ve Kadir geceleri gibi İslam dinince önemli kabul edilen gün ve geceler bulunuyor.

  • RECEP AYINDA YAPILACAK İBADETLER  

Mübarek Üç Aylar’ın başlangıcı ve ilki olan Recep ayının fazileti oldukça büyüktür. Resulullah Efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve “Yâ Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir” diye duâ ederdi. 

“…Şüphesiz Allah, çok tevbe eden ve çok temizlenenleri sever.” (el-Bakara, 222)

Bizlere şu fânî ömrümüzde bir kez daha üç aylara erişebilmeyi nasîb eden sonsuz rahmet ve merhamet sahibi Cenâb-ı Hakk’a nihâyetsiz hamd ü senâlar olsun.

Rasûl-i Ekrem Efendimiz; “Receb Allah’ın ayı, Şaban benim, Ramazan ümmetimin ayıdır.” buyurarak üç ayların bizler için ne kadar kıymetli bir hazine olduğunu ifade buyurmuşlardır.

Peygamberler dışında her insan hata yapar, günah işler. Kişiye düşen görev, düştüğü yanlıştan yüz çevirerek Hakk’a ilticâ etmek ve pişmanlığını îtiraf ederek dil, kalp ve beden ile bu yanlışını temizlemeye çalışmaktır.

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu hakikati şöyle ifade buyururlar:

“Her insan hata eder. (…) Hata edenlerin en hayırlısı, tevbe edenlerdir.” (Tirmizî, Kıyâme, 49) 

Hata etmemek, hatasız kul olmak mümkün değil. Rabbimiz de bize bu hatalarımızdan temizlenme kapısı olan “tevbe”yi, ölüm ânına kadar açık bırakmış. Fakat tevbeyi erteleyip durmak doğru değil!.. Çünkü ölümün ne zaman geleceğini hiçbirimiz bilmiyoruz.

Akıllı insan, her vakti ganimet bilerek pişmanlık içinde tevbeye yapışır. Geçmişini temizlemek için fırsatları kollar. Gecikmeden, geciktirmeden, hataların peşi sıra hemen tevbe eder. Mü’minin hâli, hatayı müteâkip hemen tevbe etmek faziletiyle, azgın günahkâr ve kâfirlerden ayrılır. Çünkü günâhı kanıksamış olan bu kimseler, îman ve tevbe etmeyi habire erteler dururlar. Karşılarına ölüm meleği geldiği zaman da çaresiz ve günahlar içinde âhirete göçerler.

Allah Teâlâ, makbul tevbe ile reddedilecek tevbeyi şöyle haber vermektedir:

“Allâh’ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir. İşte Allah bunların tevbesini kabul eder. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca, «Ben şimdi tevbe ettim.» diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) bir tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.” (en-Nisâ, 17-18)

RECEB AYINDA OKUNACAK DUÂ

Receb-i Şerîf girdiği zaman Nebiyy-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem-:

recebayindaokunacakdua
“Ey Rabbim! Bize Receb’i ve Şa’ban’ı mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” diye duâ ederlerdi.
[İbn Hanbel, I, 259]
Ayrıca Receb ayının birinden itibaren Ramazan-ı Şerif sonuna kadar her gün biner aded kelime-i tevhid okumalıdır.
TEVBELERİN KABUL EDİLDİĞİ GECE
Cenâb-ı Hak, ölüm gelip çatmadan evvel tevbe edenleri, kapısından eli boş çevirmeyeceğini, Peygamber Efendimizin lisânından, şu hadîs-i kudsî ile bizlere haber veriyor:
Kim bir hayır işlerse, ona bunun on misli vardır veya daha da artırırım. Kim bir kötülük işlerse, ona da bunun karşılığı vardır. Ya da tamamen affederim. Kim bana bir karış yaklaşırsa, Ben ona bir arşın yaklaşırım. Kim bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak varırım. Kim bana hiçbir şeyi ortak koşmamak şartıyla, dünya dolusu günahla gelirse, ben kendisini o kadar mağfiretle karşılarım.” (Müslim, Zikir, 22)
Tevbe etmenin genel olarak belli bir vakti olmamakla birlikte, mübarek gün ve gecelerde, seher vakitlerinde ve namaz arkalarında yapılan tevbelerin kabul edilme umudu, diğer vakitlere göre daha yüksektir.
Hem mübarek üç ayların ilki, hem de dört haram aydan (Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem) bir tanesi olan Receb-i Şerîf ise, tevbe ve istiğfar ayıdır. Çünkü bu aylarda dil ve gönüller temizlenerek Ramazan-ı Şerîf’in bereket ve feyizlerine hazırlanır.
“Receb ayında istiğfarı çoğaltın!” buyuran Rasûl-i Kibriyâ Efendimiz, Receb’in hilali gözüktüğünde ashâbına şöyle seslenirdi:
“Tevbe ayının hilâli gözüktü; Allah Teâlâ’ya bu ayda ilticâ eden, bu ayda O’ndan af isteyenlere müjdeler olsun.” 

Şöyle buyrulur: Receb ayının her saatinde Cehennem’den azatlılar vardır. Bu ayda çokça tevbe ve istiğfarla meşgul olunmak sûretiyle, kişinin o saatlerden birine denk gelmesi ve Cehennem’den âzad olunması umulur.

İKRÂMI VE İHSÂNI BOL BİR GECE: REGÂİB GECESİ

Receb ayı, içerisinde türlü güzellikleri saklayan bir aydır. Bu güzelliklerden bir tanesi de Receb’in ilk Cuma gecesi olan, kelime mânâsıyla “rağbet olunan, bol ihsan ve değerli hediyeler” demek olan “Regâib” gecesidir.

Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyuruyorlar:

“Beş gece vardır ki, o gecelerde yapılan duâlar geri çevrilmez:

  1. Receb’in ilk Cuma gecesi (Regâib gecesi)
  2. Şâban’ın on beşinci gecesi (Berâat gecesi)
  3. Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece (Cuma gecesi)
  4. Ramazan Bayramı gecesi
  5. Kurban Bayramı gecesi.” (İslâm İlmihali, A. Fikri Yavuz, sh: 529)

Regâib gecesini bir fırsat bilerek çokça tevbe ve istiğfar etmeli, bu gecenin sayısız bereketinden taat ve ibadetlerimizle dünya ve âhiret hayatımız için büyük kazançlar elde etmeye çalışmalıyız.

REGÂİB GECESİNİN ÖNEMİ

“Receb ayının ilk Cum’a gecesine Regâib gecesi denir. Bazı âlimlerin açıklamasına göre, Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu gece pek çok rûhânî ahvâl ve ikrâma kavuşmuş olmakla, Yüce Allâh’a şükür için on iki rekat namaz kılmıştır.

Peygamber Efendimiz’in -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu Regâib gecesinde, ana rahmine düşmüş olduğuna dâir olan bir rivâyet uygun görülmemektedir. Çünkü bu gece ile Hazret-i Peygamberimizin doğumu arasındaki zaman, bu hesaba aykırı düşmektedir. Ancak Hazret-i Âmine’nin, Peygamber Efendimiz’e hâmile kaldığını bu gece anlamış olması düşünülebilir. Sebep ne olursa olsun, bu gece pek mübârek bir gecedir.

Zaten Regâib; istenilen, değeri çok olan, bağış, ihsân, ikrâm ve nefis şeyler demektir. “Râğibe” kelimesinin çoğuludur. Bu geceyi ibâdetle geçirmenin sevâbı çok büyüktür.

Bu geceyi hakkıyla idrak edebilmek için Receb ayının ilk Perşembe gününü oruçlu geçirmek, gecesinde de akşamla yatsı arasında iki rekâtta bir selâm verecek şekilde on iki rekât namaz kılmak, Allah Rasûlü tarafından tavsiye edilmiştir. (Bkz: Yusuf Demireşik, Aylar Üç Aylar Mübarek Gün ve Geceler, Sultantepe Yayınları, sh:164-168)

Allâh’ım! Bizlere bu mübârek tevbe ayından affolarak çıkmayı nasîb eyle. Allâh’ım! Receb ve Şaban ayını bize mübârek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır. Âmin.

ŞABAN AYINDA YAPILACAK İBADETLER

Sevgili Peygamberimiz de: “Recep Allah’ın ayı, Şa’ban benim, Ramazan ümmetimin ayıdır.” buyurarak üç ayların kendilerine has özelliklerini, güzelliklerini ve faziletini belirterek, bu mevsimin mü’minin yüzüne açılmış fırsat yelpazeleri olduğunu duyuruyor.

Rasül-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem üç aylarda: “Allahım! Receb ve Şa’ban’ı hakkımızda mübarek kıl. Bizi Ramazan’a ulaştır.” diye dua ederek; üç aylara yetişme sevincini, rahmet ayı Ramazana ulaşma özlemini, hasretini ve bu aya kavuşabilme iştiyakını her mü’minin gönlünde devamlı diri tutmasını istiyor.

Ebu Hüreyre rivayetiyle Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyurmuştur ki: Receb şehrullahdır. Şa’ban benim, Ramazan da ümmetimin ayıdır.

ŞABAN AYI’NIN FAZİLETİ

Hazreti Aişe: “Ya Rasülallah, ben seni Şa’ban’da çok saim görüyorun. Bunun hikmeti nedir?” dediğinde cevaben: “Ya Aişe! Şa’ban öyle bir aydır ki, o sene içinde ruhları kabzolunacak kimselerin isimleri deftere çıkarılıp melekü’lmevte teslim olunur. Ben ancak saim olduğum halde ismimin deftere naklolunmasını arzu ve mahabbet ederim! buyurmuştur.

Allah Teala Hazretleri aylardan Receb, şa’ban, Ramazan ve Muharrem aylarını ihtiyar etmiş ve bunlardan da şa’ban ayı Efdali Enbiya sallallahü aleyhi ve sellem Efendimizin şehri olduğu için Şa’ban ayını faziletli kılmıştır. Şakkı Kamer Şa’ban ayında vuku bulmuştur.

“şüphesiz ki Allah ve melekleri o peygambere çok salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin tamin bir teslimiyette de selam verin.” (Ahzab; 56) ayeti celilesi de Şa’ban ayında nazil olmuştur.

Enes bin Malik radıyallahu anh’in rivayetine göre Rasuli Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem buyurmuştur ki: “Şehri Receb’in sair aylar üzerine fazlı Kur’an’ın sair kelam üzerine fazlı gibidir. Şaban’ın sair aylar üzerine fazlı benim sair enbiya üzerine fazlım gibidir. Ve Ramazan’ın sair aylar üzerine fazlı Allah Teala Hazretlerinin sair halk üzerine fazlı gibidir” buyurmuştur.

SAHABE EFENDİLERİMİZ NELER YAPARDI?

Enes b. Malik -radıyallahu anh-den rivayet edildiğine göre:

* Sahabe-i Kiram Şa’ban hilalini görünce, kendilerini Kur’an-ı Kerîm okumağa verirler, çokça ve devamlı salat ü selam getirirlerdi.

* Ticaret erbabı borçlarını öderler, senelik hesaplarını toparlardı.

* Zenginler ise mallarının zekatını hesap eder, fakirlere dağıtırlardı ki, ihtiyaçlarını alabil-sinler. Sıkıntılarını giderebilsinler. Bu sayede toplum hep birlikte, neşe içinde heyecanlı, aşk ve vecd içinde Ramazanı yaşasın bayram yapabilsin.

* Hakimler, valiler, mahkumlarla görüşür, ekseriyetini afvedip, tahliye ederlerdi.

Görüldüğü gibi bu hadis-i şerif, ferdî, içtimaî yönüyle üç aylarımızı nasıl geçirmemiz gerektiğini, bizlere açık bir şekilde izah etmektedir. Her meslek gurubunun kendine özgü yapacağı vazifeleri her kesimden insanların aynı heyecanı yaşayabilmesi için dikkat etmesi gerekli davranışları olmalıdır.

BOL BOL KUR’AN’I KERİM  İLE HEMHAL OLMAK

Sahabe-i kiram’ın bu mevsimde Kur’an’a yönelmeleri üzerinde hakikaten çokça durulmalıdır. Mü’minlere “şifa” olan Kur’an’la dolmak, onun öğütleriyle doymak mü’min için en büyük gıdadır. Damarlarında dolaşan kanın her zerresi, Kur’an nuruyla deveran eder mü’minde… Göz, kulak onun ışığı ile görür, işitir. Akıl, fikir, onun pırıltısıyla yolunu bulur. Mü’minin irfanı, firaseti Kur’an’la açılır. Öyleyse Kur’an’ı bilmemek, onu öğrenmemek, ondan uzak yaşamak ne büyük mahrumiyyettir.

Bildiği halde okumağa, düşünmeğe vakit bulamamak, Allah’ın arzında, zaman ve mekanında yaşayıp da O’nun kitabına vakit ayıramamak ne büyük gaflettir. “Allahım! bizi gafillerden, mahrum olanlardan eyleme” diye niyaz edelim Rabbımıza. Yalvaralım, yakaralım o Yüceler Yücesine…

Mü’min gafil olmamalı. Kur’an’ı hayatına yansıtma azmini, mücadele ve mücahedesini hiç bir an bırakmamalı. Çünkü o onunla vardır. Mü’minin varlığının yegane, biricik sebebidir.

Kur’an. Bu mübarek gün ve gecelerin aydınlığını fırsat bilerek Kur’an’la tanışmak, onu sevgiliden gelen mektup heyecanıyla okumak Kur’an ayı Ramazanı hatimlerle mukabelelerle karşılamak ne bahtiyarlıktır.

PEYGAMBERİMİZ BU AYDA ORUÇ TUTMAYA ÖZEL İTİNA GÖSTERİRDİ

Bu ayda oruç tutmaya özel itina gösteren Efendimiz’in bu ve Ramazan’ın dışında peşpeşe iki ay oruç tutmadığı kaydedilmektedir. Şa’ban’ ın tamamını oruçla geçiren Peygamberimiz(s.a) “Ramazan’dan sonra en faziletli oruç hangisidir” sorusuna “Şa’ban” diye cevap vermiş ve şu ilavede bulunmuştur:

“Şa’ban, Ramazan’ı karşılamak içindir. Gerektiğinde onu otuza tamamlayınız”.

Şa’ban ayında “Berat gecesi” bulunmaktadır ki, ayın on beşinci gecesine rastlar.

Duhan Süresi’nin “Biz onu mübarek bir gecede indirdik”  ayetinde geçen Leyle-i mübarek” ifadesi İbn Abbas tarafından “Berât gecesi” olarak tefsir edilmesine karşılık İkrime ve çoğu müfessirlerce “Kadir gecesi” diye açıklanmıştır . Bazı alimler de bu iki görüşü uzlaştırmaya çalışarak Kur’an’ın Berat gecesinde levhi mahfuzdan dünya semasına topluca indirilmesi ”inzal”, Kadir gecesinde de oradan Peygamber (s.a.v)’e parça parça indirilmesi “tenzil” şeklinde iki aşamalı nüzulünden söz etmişlerdir . Hz. Peygamber bu geceye dair şöyle buyurmaktadır. “Şa’ban’ın yarısı (Berat gecesi)olunca gecesini ibadetle, gündüzünü oruçla geçiriniz.

Bazı hadislerde de “müşrik, husumkâr, ebeveyne asi, zâlim, iffet düşmanı zani ve içki düşkünleri (tevbe edinceye kadar) hariç diğer kulların affedileceği”  bundan yararlananların Beni Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca olacağı zikredilmektedir. Burada kabile ve koyunlardan bahsedilmesi “affedileceklerin çokluğu”ndan kinâyedir.

YAPILABİLECEK FAZİLETLİ AMELLER

  • Bu Şa’ban ayında Nebiyyi Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretlerine çokça salavatı şerife getirilir.
  • Ramazanı Şerif gelmezden önce tevbe ve istiğfarla Ramazanı Şerifi istikbal için hazırlıklı bir vaziyette bulunarak ona göre ibadet ve taatımızı artırmaya sa’y ü gayret etmekliğimiz lazımdır. Şu içinde bulunduğumuz üç aylardan Recebi şerif geçmektedir.
  • Şaban ayı Ramazan’ın müjdecisi olmakla birlikte için hayırlı bir gece olab Berat Gecesinibarındırmaktadır.
  • Nefis muhasebesi.
  • Kendimiz, ailemiz ve ümmeti Muhammed için bol bol dua.
  • “Allâhümme bârik lenâ fî Şaban ve belliğnâ Ramazan” duâsını her gün en az bir defa okumalı.

ucaylar

RAMAZAN’IN SON 10 GÜNÜNDE YAPILACAK İBADETLER

Ramazan’da cömert davranmak, iyilik yapmak, çok hayır işlemek ve özellikle son 10 günde bunları daha da arttırmak tavsiye edilen ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) yaptığı ibadetlerdir. 

İbni Abbâs radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

Resûllullah sallallahu aleyhi ve sellem insanların en cömerdi idi. Onun en cömert olduğu anlar da ramazanda Cebrâil’in, kendisi ile buluştuğu zamanlardı. Cebrâil aleyhisselâm, ramazanın her gecesinde Hz. Peygamber ile buluşur, (karşılıklı) Kur’an okurlardı. Bundan dolayı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Cebrâil ile buluştuğunda, esmek için engel tanımayan bereketli rüzgârdan daha cömert davranırdı.” [1]

Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:

Ramazan ayının son on günü girdiğinde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem geceleri  ihyâ eder, ev halkını uyandırır, ibadete soyunarak eşleriyle ilişkiyi keserdi. [2]

İYİLİK VE İBADETİN DEĞERİ İKİ SEBEPTEN BÜYÜKTÜR

Mevsiminde veya zamanında yapılan iş, iyilik ve ibadetin değeri iki sebepten dolayı büyüktür. Birincisi, yapılanın iyilik ve ibadet olması; ikincisi, “tam zamanında” yapılmış olmasıdır.

Öte yandan Hz. Peygamber’in her konuda olduğu gibi bu iki hususu değerlendirmede de bütün insanlardan önde bulunduğu muhakkaktır. İbni Abbas radıyallahu anhümâ, bu rivayetinde Efendimiz’in cömertliğiyle ilgili bir gözlemini bize nakletmekte, onun, halkın en cömerdi olduğu gerçeğini belirttikten sonra, bu cömertliğin zirveye ulaştığı zamanı ve sebebini haber vermektedir. Bu da,  ramazan ayında, Cebrâil aleyhisselâm’ın her gece gelip kendisiyle Kur’an mukabele etmesidir. İbn Abbâs,  Efendimiz’in cömertliğindeki bu artışı,  engel tanımayan ve hızla esen rüzgâra  benzetiyor. Bu benzetme, cömertlikte rüzgârdan daha süratli olduğu, rüzgârın rahmet bulutlarını toplayıp ihtiyaç sahiplerine ulaştırması, hızla esen rüzgârın durgunca esen rüzgârdan daha fazla yol alarak daha çok yerlere ulaşması gibi özelliklerden kaynaklanmaktadır. Bu sebeple de yerinde ve güzel bir benzetmedir.

RAMAZAN AYININ SON 10 GÜNÜNDE İTİKÂFA GİRMEK

Bilinen bir gerçektir ki Resûl-i Ekrem Efendimiz ramazan gelince kelimenin tam anlamıyla “kulluğa soyunur”, zikri, Kur’an okumayı, hayır hasenat yapmayı artırırdı. Ramazan’ın son on gününde de i’tikâf yapardı. Onun bu âdeti muhtelif sahâbîler tarafından nakledilmiştir. Nitekim 1196 numara ile de geçmiş olan ikinci hadîs-i şerîf, Hz. Âişe vâlidemizin konuya ait müşâhedesini yansıtmaktadır: Ramazan ayının son on günü girdiğinde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem geceleri  ihya eder, ev halkını uyandırır, ibadete soyunur ve eşleriyle ilişkiyi keserdi.

Kısaca bir daha belirtecek olursak Resûl-i Ekrem Efendimiz’in Ramazan ayında artan cömertliğinin iki ana sebebi olduğu anlaşılmaktadır. Birisi, Cebrâil aleyhisselâm ile karşılaşmak. İkincisi Cebrâil aleyhisselâm ile Kur’an mukâbele etmek, yani karşılıklı Kur’an okumak… Ayrıca ramazanın son on gününde ibadeti arttırması da  “bin aydan daha hayırlı” Kadir gecesinin bu on gün içindeki tek gecelerde bulunmasından ve o gecenin ihyâsına ümmetin dikkatini çekmek istemesinden dolayıdır.

Bu iki hadiste dikkatlerimize sunulan Efendimiz’in fiilî sünneti, ramazanda nasıl hareket etmemiz gerektiği konusuna tam bir açıklık getirmektedir.

HADİSTEN ÖĞRENDİKLERİMİZ 

1- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem insanların en cömerdi idi.

2- Efendimiz’in cömertliği ramazan ayında bir kat daha artardı.

3- Ramazanda sâlih kişileri ziyaret etmek ve Kur’an okumak çok sevaptır.

4- Kur’an’ı ramazanda her zamankinden daha fazla okumak müstehaptır.

5- Ramazan’ın son on gününde her türlü iyilik ve ibadeti arttırıp geceleri ihyâ etmeye çalışmak, Hz. Peygamber’in izini takip etmek anlamına gelir.

ÜÇ AYLAR’DA OKUNACAK DUALAR VE TESBİHLER

Üç Aylarda okunacak dualar ve tesbihleri sizler için derledik. Üç Aylar’da (Receb, Şaban ve Ramazan) yapılacak duaları okuyabilir, diğer ibadetleri yapabilirsiniz.  

RECEB AYINDA OKUNACAK DUA 

Receb-i Şerîf girdiği zaman Nebiyy-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem-:

receb_ayi_duasi
“Ey Rabbim! Bize Receb’i ve Şa’ban’ı mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” diye duâ ederlerdi (İbn Hanbel, I, 259).
Ayrıca Receb ayının birinden itibaren Ramazan-ı Şerif sonuna kadar her gün biner aded kelime-i tevhid okumalıdır.
REGAİB GECESİ KILINACAK NAMAZ
Leyle-i Regâib’den evvelki perşembe günü oruç tutulup akşam birkaç lokma iftar edip akşam namazını edadan sonra iki rek’atta bir selâm vermek üzere oniki rek’at nafile namaz kılınacaktır. Her rek’atta Fâtiha’dan sonra üç kere “Kadir” suresi ve oniki kere “İhlâs” sûresi okunacaktır.
Veyahud bir kere “Kadir” sûresi ve üç kere “İhlâs” sûresi okunur.
Namaz tamam olduğunda yetmiş kere:

“Allah’ım, ümmî nebî Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât u selâm eyle!” duâsı okunacakdır. Sonra secde edilip secdede yetmiş kere:

“Bizim Rabbimiz, Rûh’un ve melâike-i kirâmın Rabbi, bütün kusurlardan münezzeh ve cümle eksikliklerden pâk ve yücedir.”

Secdeden baş kaldırıp otururken yetmiş kere:

Rabbim, beni mağfiret et, bana rahmet et, bildiğin bütün kusurlarımdan geç, onları bağışla, şüphesiz Sen en yüce ve en kerîmsin.” duâsı okunacak. Tekrar secde edip yine yetmiş kere:

Bizim Rabbimiz, Rûh’un ve melâike-i kirâmın Rabbi, bütün kusurlardan münezzeh ve cümle eksikliklerden pâk ve yücedir.” duâsı okunacak. Ve sonra secdede iken dünyevî ve uhrevî ne haceti varsa Hak –celle ve alâ– Hazretleri’nden niyaz edilecektir. Sonra kişi secdeden başını kaldırıp namaz ve duâsı tamam olmuş olur.

MİRAÇ GECESİ NAMAZI

Receb-i Şerîf’in yirmiyedinci gecesine müsadif olan mübarek Leyle-i Mi’rac’da oniki rek’at nafile namaz kılınması müstahsen görülmüşdür. Her rek’atda Fâtihâ-i şerîfeden sonra başka bir sûre okuyarak iki rek’atda bir selâm vermeli ve sonra yüz kere:

Allah’ı tesbih ederim/bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim, hamd Allah’a mahsustur, Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah en büyüktür.” zikrini okumalı. Sonra yüz kere istiğfar etmeli ve yüz kere de Nebiyy-i Ekrem –sallallahu aleyhi ve sellem– Efendimiz’e salât ve selâm göndermelidir. Bunlardan sonra da kendisi için istediği şekilde dua eder.

Gündüzünde de oruçlu bulunmalıdır. Ma’sıyete dâir olmaksızın yapılacak her duânın kabulü inâyet-i ilâhiyyeden umulur. (İbn-i Asâkir, Fadlu Receb, no: 12)

BEÂAT DUASI NASIL YAPILIR? 

“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

Allah’ım, ey ihsân ve ikram sahibi olan ve kendisine ihsan edilemeyen, ey Celâl ve İkrâm Sahibi, ey lutfu ve ihsânı bol olan, Sen’den başka ilâh yok, sen kendisine ilticâ edenlerin yardımcısı, kendisine sığınanlara emân veren, korkanların kendisinde emniyete kavuştuğu yüce zât’sın.

Allah’ım! Beni katında, Ümmü’l-Kitâb’da şakî/kötü veya mahrûm veya kovulmuş veya rızkı dar olarak yazdıysan, Allah’ım fazl u ihsânınla kötülüğümü, mahrûmiyetimi, kovulmamı ve rızkımın az olmasını sil, beni katında, Ümmü’l-Kitâb’da saîd/iyi, rızkı bol ve hayırlara muvaffak olan bir kulun olarak yaz. Şüphesiz Sen Rasûl’ünün lisânı üzere indirilen Kitâb’ında bir söz buyurdun ve Sen’in sözün haktır:

«Allah dilediğini siler, (dilediğini de) sâbit bırakır. Ümmü’l-Kitâb (Ana Kitâb) O’nun yanındadır.»(er-Ra’d, 39)

İlâhî! En büyük tecellin ile «Her hikmetli işe kendisinde hükmedilen» (ed-Duhân, 4) ve kesin karar verilen mübarek Şa’bân’ın yarısı gecesinde, bizden bildiğimiz, bilmediğimiz ve Sen’in bildiğin bütün belâları uzaklaştır. Şüphesiz Sen en yüce ve en keremlisin. Allah, Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât u selâm eylesin!” (Bkz. Ali el-Müttakî, no: 5090)

Şa’ban-ı şerîfin onbeşinci, Berât gecesi akşam namazından sonra üç kere Yasin sûresi ve her birinin sonunda bu Berât duâsı okunacaktır. Birinci Yâsin-i Şerîften sonra bu duâ okunurken Allah’ın saîd kullarından olmak niyyetiyle okunacaktır. İkinci defa okunurken hayırlı ömür uzunluğu niyyetiyle okunacaktır. Üçüncü defa okunurken kaza ve belâlardan emîn olup hayırlı rızık için okunacaktır.

Berât gecesinde yatsıdan sonra ikide bir selâm vermek üzere yüz rekât namaz kılınır. Her rekâtta Fâtiha’dan sonra on kere İhlâs-ı şerîf okunur. On defa İhlâs-ı şerîf okumaya kudreti olmayan beş veya üç kere okur. Bu namaz tamam oldukdan sonra okuyabildiği kadar salavât-ı şerîfe ve huzur-ı kalble tevbe ve istiğfar edip Allah Teâlâ Hazretleri’nden dünyevî ve uhrevî hâcetlerini taleb ve niyaz edecektir.

KADİR GECESİ OKUNACAK DUALAR VE YAPILACAK DİĞER İBADETLER

Evvelâ iki rekat namaz, her rekatta Fâtiha’dan sonra yedi kere İhlâs-ı şerîf okunacak, selâmdan sonra yetmiş kere istiğfar edilecektir.

Sonra yine iki rekat namaz, her rekatta Fâtiha’dan sonra üç kere İhlâs, selâmdan sonra şu duâ okunacak:

Dâimâ ayakta ve uyanık olan zâtı tesbih ederim. Dâimâ vâr olan zâtı tesbih ederim. Hiçbir zaman gâfil olmayıp dâimâ muhafaza eden zâtı tesbih ederim. Cömert olup cimrilik yapmayan zâtı tesbih ederim. Cezâlandırmada acele etmeyip merhametle muâmele eden zâtı tesbih ederim. Allah’ı tesbih ederim, hamd Allah’a mahsustur, Allah’tan başka ilâh yoktur, Allah en büyüktür. Güç ve kuvvet ancak yüce ve azamet sahibi Allah’ın tevfîki iledir. Sen’i tesbih ederim ey Alîm, Sen’i tesbih ederim ey Azîm! Benim pek büyük olan günahlarımı mağfiret eyle!”

İFTAR DUASI 

“Allah’ım Senin rızân için oruç tuttum. Sana inandım. Sana güvendim. Senin rızkınla orucumu açıyorum.” (krş. Ebû Dâvud, Savm, 22)

AREFE GÜNÜ OKUNACAK DUA

Peygamberimiz –sallallahu aleyhi ve sellem– Arefe gününde en ziyâde şöyle derlerdi:

Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız O vardır ve hiçbir şerîki yoktur. Mülk O’nundur ve hamd de O’na mahsustur. Bütün hayırlar O’nun elindedir ve O her şeye kâdirdir.”  

ÜÇ AYLAR’DA PEYGAMBERİMİZİN YAPTIĞI DUA 

Üç Aylar, Rahmân olan Allah’ın rahmetinin sağnak sağnak yağdığı aylardır. Bereket ve feyzinden istifade etmesini bilenler, bu aylardan büyük kazançlar elde ederler. Bu bakımdan üç ayların kıymeti pek büyüktür. Ahiret sermayesinin artmasına vesile olan kudsî aylardır.

Resûlullah –sallâllâhu aleyhi ve sellem– Efendimiz ümmetine şu duayı telkin etti:

اَللّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فيِ رَجَبٍ وَ شَعْبَانَ وَ بَلِّغْنَا رَمَضَان

“Ey Allâhʼımız! Receb ve Şâbânʼı mübârek eyle, Ramazanʼa mülâkî eyle/ulaştır.” (Taberânî, Evsat, IV, 189; Beyhakî, Şuab, V, 348. Krş. Ahmed, I, 259)

Üç Aylar, dua ve tövbelerimizin kabul edilme ümidini daha fazla hissedeceğimiz aylardır. Recep Ayı ile başlayan, Şaban ile devam eden ve Ramazan Ayı ile sona eren Üç Aylar’ı dualarla ibadetlerle geçirmek çok önemlidir.

 

Kaynak: Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dualar ve Zikirler, Erkam Yayınları

Kaynak: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları

Kaynak: Mustafa Eriş, 1990 – Mart, Sayı: 049, Sayfa: 016 – Recep Cici, 1993 – Aralik, Sayı: 094, Sayfa: 022  M. Sâmi Ramazanoğlu, 1988 – Mart, Sayı: 025, Sayfa: 022 –

Kaynak: Merve Güleç, Şebnem Dergisi, Nisan 2015, 122. Sayı

Kaynak: Diyanet Fetva Kurulu

islam ve ihsan

  

Yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir